top of page

Görüşler

Küresel Sürdürülebilir Finans Trendleri: 2025 Analiz Raporu

2025 yılı itibarıyla sürdürülebilir finans küresel ölçekte yeni bir olgunluk evresine girerken, bu dönemi şekillendiren beş temel gelişme öne çıkıyor: sürdürülebilir finans varlıklarının istikrarlı biçimde büyümesi, mavi tahviller ve sürdürülebilirliğe endeksli borçlanma araçlarının yaygınlaşması, düzenleyici çerçevelerdeki küresel uyumsuzluk, gelişmekte olan pazarlarda iklim yatırımlarına yönelik artan ihtiyaç ve şirketlerin “yeşil sessizlik” eğilimi nedeniyle ESG açıklamalarında daha temkinli davranması.Bu dinamik ortamda, sermayeye erişim ve uzun vadeli dirençlilik için kurumların yalnızca taahhütte bulunması değil, bu taahhütleri ölçülebilir ve şeffaf biçimde yönetmesi gerekiyor. Bu noktada, danışmanlık çözümleri belirleyici hale geliyor: karma finansman modellerinin yapılandırılması, düzenleyici standartlarla uyumlu ESG açıklamalarının hazırlanması, iklim riski senaryolarının analizi ve sürdürülebilir finans ürünlerinin tasarımı bu dönüşümün temel yapı taşları arasında yer alıyor. Sürdürülebilirliğin artık yalnızca bir uyum meselesi değil, stratejik değer yaratımının merkezine yerleştiği bu dönemde, sağlam veri temelli ve piyasayla uyumlu yaklaşımlar geliştiren kurumlar rekabet avantajını elinde tutacak.

1. Sürdürülebilir Finans Varlıklarında Hızlı Artış


Küresel ölçekte sürdürülebilir finansal ürünlere olan ilgi hızla yükseliyor. Yalnızca 2024 yılında bu alandaki varlıklar yaklaşık 5,9 trilyon dolara ulaştı. 2034’e kadar yıllık bileşik büyüme oranının %19,8 seviyesinde olacağı öngörülüyor.

Bu büyümeyi tetikleyen temel unsur, giderek daha sık yaşanan iklim krizleri aşırı hava olayları, tedarik zinciri aksaklıkları gibi riskler yatırımcıların daha dayanıklı varlıklara yönelmesini sağlıyor.

Tahvil piyasası bu büyümenin başını çekiyor; yeşil ve sosyal tahvillerin 2024 itibarıyla pazar payı %41 seviyesinde.


2. Borçlanma Araçlarında Yenilik: Yeşil, Sosyal ve Mavi Tahviller

Geleneksel yeşil tahviller hâlâ ön planda olsa da, yeni nesil finansman araçları da sahneye çıkıyor.

• Okyanus koruma projelerine odaklanan “mavi tahviller”in ihraç hacmi 2024’te 2,5 milyar dolara ulaştı.

• Sürdürülebilirliğe endeksli tahviller popülerliğini koruyor ancak hâlâ iklim hedefleriyle tam uyumlu değilbugün piyasadaki SLB’lerin %86’sı bu uyumu sağlayamıyor.

• 2030’a kadar mevcut yeşil, sosyal ve sürdürülebilir tahvillerin yaklaşık yarısının vadesi dolacak. Bu da yeniden finansman stratejilerine ve etiketleme standartlarının netleşmesine olan ihtiyacı artırıyor.


3. Parçalı Düzenleyici Görünüm ve Finansal İstikrar Tartışmaları

Düzenleyici otoriteler sürdürülebilir finansı destekliyor ancak küresel düzeyde tam bir uyumdan söz etmek zor:

• Basel Komitesi, bankalar için iklim riskleriyle ilgili gönüllü açıklama rehberi yayımladı, ancak uygulama yerel düzenleyicilere bağlı.

• Avrupa Birliği, Yeşil Varlık Oranı gibi düzenlemelerle yatırımcı güveni ve karşılaştırılabilirliği artırıyor.

• ABD’de ise siyasi dengeler nedeniyle ESG gündeminde geri adımlar gözlemleniyor. Bu durum, Avrupalı varlık yöneticilerine yeni fırsatlar sunuyor.


4. Gelişmekte Olan Pazarların Dönüşümünü Finanse Etme

Düşük karbonlu kalkınma artık yalnızca gelişmiş ekonomilerin değil, gelişmekte olan ülkelerin de gündeminde:

• Brezilya, Türkiye ve Güney Afrika gibi ülkelerde, çelik, çimento ve kimya gibi yüksek emisyonlu sektörleri dönüştürmek için çok taraflı kalkınma bankaları ve İklim Yatırım Fonu tarafından 12,5 milyar dolarlık bir kaynak paketi açıklandı.

• Kamu ve özel sermayeyi bir araya getiren “karma finansman” modelleri, gelişmekte olan ülkelerde yıllık 4 trilyon dolara ulaşan sürdürülebilir kalkınma açığını kapatmak için kritik önem taşıyor.


5. ESG Verileri, Açıklama Yükümlülükleri ve Sessizleşme Eğilimi

Piyasada artık yalnızca hedefler değil, bu hedeflerin nasıl ölçüldüğü ve paydaşlarla nasıl paylaşıldığı önem kazanıyor:

• Avrupa, ESG derecelendirme kuruluşlarını daha yakından izleyerek şeffaflık ve karşılaştırılabilirlik sağlamayı hedefliyor.

• “Greenhushing” (yeşil sessizlik) olarak adlandırılan eğilim, bazı şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarını sürdürse de bunları kamuya açık biçimde ifade etmekten kaçınmasına yol açıyor.

• Doğaya dayalı finansman uygulamaları biyolojik çeşitlilik kredileri, doğal sermaye değerlemesi daha fazla ilgi görmeye başlıyor.


Danışmanlık Perspektifinden: Stratejiyi Eyleme Dönüştürmek

Sürdürülebilir finans artık bir niyet beyanından öteye geçti; sağlam veriler, dikkatle yapılandırılmış finansman mekanizmaları ve düzenleyici uyum gerektiriyor. Bu yeni dönemde danışmanlık şirketlerinin rolü daha da kritik hale geliyor:

•Finansman modellerinin yeniden tasarımı: ESG hedeflerini merkeze alan tahvil yapılandırmaları, karma finansman senaryoları ve yatırımcıların iklim hassasiyetine uygun stratejiler geliştirmek,

•Veri kalitesi ve açıklama hazırlığı: ESG boşluk analizleriyle kurumların mevcut durumunu tespit edip, AB Taksonomisi ve TCFD gibi küresel standartlara uyumlu raporlamalar geliştirmek,

•Gelişmekte olan pazarlarda iklim dayanıklılığı: Dönüşüm risklerini gözeterek kalkınma hedeflerini destekleyecek projeler için sermaye kanalları oluşturmak,

•Sürdürülebilirliği finansal anlatılara entegre etmek: “Abartı”dan uzak, ölçülebilir ve yatırımcı nezdinde güven veren ESG performans metrikleri geliştirmek,

•Yeni ürünler tasarlamak: Mavi tahviller, sürdürülebilirlik bağlantılı krediler, biyolojik çeşitlilik enstrümanları gibi tematik araçlarla piyasaları dönüştürmek.


Sürdürülebilir finansın geleceği yalnızca mevzuat uyumu veya fon erişimiyle sınırlı değil. Asıl fark, sermayenin yönünü dönüştürme becerisinde yatıyor. Bu beceriyi doğru strateji ve uygulanabilir çözümlerle destekleyen kurumlar, uzun vadeli dayanıklılık ve değer yaratımında öne çıkacak.



Kurumsal Dayanıklılık

Etkili ve Sürdürülebilir Liderlik 

© 2025 Clymflex

bottom of page