Yönetim Danışmanlığı
Savunma Sanayi
Temel Dinamikler
Danışanımız olan Kurum, savunma ve iç güvenlik alanlarında kullanılmak üzere gelişmiş haberleşme ve gözetim sistemleri üreten bir şirkettir. Jeopolitik açıdan hassas bir sektörde faaliyet gösteren şirket, ulusal güvenlik düzenlemelerine sıkı biçimde uyum sağlamakta ancak çevresel ve sosyal risklerin yönetimine dair yapılandırılmış bir yaklaşım benimsememekteydi. Son dönemde yatırımcı beklentilerinde çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerinin öne çıkması savunma ile ilişkili portföylerde dahi şirket paydaşlarının iklim etkileri, etik tedarik, siber güvenlik yönetişimi ve iş gücü çeşitliliği gibi konularda daha fazla şeffaflık talep etmesine yol açtı. Bu süreçte şirket, çift kullanım amaçlı teknolojilerin Ar-Ge faaliyetlerini finanse etmek üzere bir sermaye artırımı hazırlığındaydı. Ancak çevresel ve sosyal boyutları entegre eden bir finansal altyapıya ya da küresel çerçevelerle uyumlu yatırım planlarına sahip değildi. Bu durum, şirketin teknoloji geliştirme kapasitesi ile stratejik önceliklere uyumlu sermaye kaynaklarına özellikle küresel ve çok taraflı yatırımcılar nezdinde erişimi arasında bir uyumsuzluk yarattı.
Vaka Çalışması
Dönüşüm Başlığı
Danışan kurum, sürdürülebilirlik açısından yapılandırılmış bir yönetişim ve strateji eksikliğiyle karşı karşıya kalmıştır. Çevresel ve sosyal riskler sistematik olarak ele alınmamakta, karbon ayak izi, etik tedarik, iş gücü çeşitliliği ve insan hakları gibi konularda performans göstergeleri izlenmemektedir. Şirketin faaliyet gösterdiği savunma ve iç güvenlik sektörü, şeffaflık gerektiren sürdürülebilirlik uygulamaları ile güvenlik odaklı gizlilik ihtiyacı arasında doğal bir gerilim yaratmakta, bu da paydaş iletişimini karmaşıklaştırmaktadır.
Sürdürülebilir finans açısından, şirketin sermaye artırımı süreci çevresel ve sosyal boyutları içeren yatırım planlarıyla desteklenmediğinden, sürdürülebilir finansman araçlarına erişim sınırlı kalmaktadır. Çift kullanımlı teknolojilerin geliştirilmesinde çevresel ve etik etkiler yeterince analiz edilmediği için, yeşil ve sürdürülebilir finansman kriterleriyle uyum zayıftır. Ayrıca, uluslararası yatırımcıların beklediği taksonomi uyumu, etki raporlaması ve bağımsız doğrulama mekanizmaları gibi unsurlar mevcut değildir.
Kurumsal finansman perspektifinden bakıldığında, şirketin yüksek teknoloji geliştirme kapasitesine rağmen sürdürülebilirlik entegrasyonundaki eksiklikler, uzun vadeli ve stratejik yatırımcılar için bir güven boşluğu yaratmaktadır. Sermaye artırımı sürecinde yatırımcıları ikna edecek, çevresel ve toplumsal faydayı da içeren entegre bir büyüme hikâyesi bulunmamaktadır. Bu durum, yatırımcı çeşitlendirmesini sınırlarken, geleneksel finansörlere olan bağımlılığı artırmaktadır.
Strateji düzeyinde ise şirketin Ar-Ge yatırımları sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle ilişkilendirilmemekte, bu da küresel fonlara ve çok taraflı yatırımcılara erişimi zorlaştırmaktadır. Artan uluslararası baskılar karşısında şirketin, bir yandan regülasyonlara ve güvenlik hassasiyetlerine sadık kalması, diğer yandan etik, çevresel ve sosyal konularda şeffaflık sergilemesi beklenmektedir. Bu çelişki, stratejik karar alma süreçlerinde ikilem yaratmaktadır.